08 Temmuz 2009 Çarşamba

Cehenneme gitmek istemeyişimin altında yatan günah korkusu değil SICAKtı.
İki dünyada da yanmak hiç adil değil a.q@!xs!

03 Temmuz 2009 Cuma

Odadan Odaya Göç

Günayyyyyyydddddddınn :)

Hayırdır neden bu sevgi pıtırcıklığı derseniz hemen söyleyeyim çok mutluyum. Hali hazırda salonun dörtte birini işgal etmiş bilgisayarımı klimalı odaya nakledeceğiz bugün.
Bu benim için cennet demek tabii.
Pc karşısında çok vakit geçiriyorum ve sıcaktan nefret ediyorum. İmkanım olsa kutuplara taşınır, igloda sefa sürerim. O derece.
Belki şimdi abartıyor diyeceksiniz ama son 3 yazımı 17 derece de geçirdim :)) Ben askılı ile takılırken arkadaşlar çorap giyiyordu odaya girerken. Vücut ısım çok yüksek arkadaşım, ben ne yapayım :)

Benim için cennet 20 derecenin altıdır.
Böyle :)))
Bize kolay gelsin bakalım :)

01 Temmuz 2009 Çarşamba

Işığın Ucundaki Tünel

Pazartesi gününden beri sürekli, elimde olmaksızın ölümü düşünüyorum.

Pazartesi öğlen civarları ciddi bir hipoglisemi atağı geçirdim. İçiniz bayılsın diye yazmıyorum. Yazmamın nedeni neden saplatısal biçimde ölümü düşünmemin sebebini anlatmak.


Kendime geldiğimde tek düşündüğüm şey "Böyle ölmek istemiyorum." idi. Sanki bunun toz pembesi varmış gibi :)


Kendini kaybetmek, kendi üzerinizdeki hakimiyeti yitirmek, insan denen varlık için çok tedirgin edici ve tabii ki bilinmezlik...
Tanrı hepimizin yardımcısı olsun.
O sırada prettyinpink yanımda olmasaydı, ilkyardım dersi almamış olsaydı, olsaydı, peki ya olmasaydı...

Bir yanım kuvvetle korunduğumu ve şanslı olduğumu biliyor. Endişe etmiyorum o yüzden.
Bir yanım sesimin tüm perdeleriyle kadere meydan okuyor, savaşıyor ha savaşıyor.
Bir yanım biliyor ki Tanrı'nın tüm melekleri beyaz değil, gerektiğinde pembe olanları da yolluyor.

Peki ya diğer yanım?
O da yazıp duruyor işte, serseri :)

25 Haziran 2009 Perşembe

R.i.P M.J


Çok ama çok üzgünüm. Ağlayarak yazdığım nice post gibi değil bu, bu farklı.
Michael Jackson öldü.
Ölemez ya....
Ölmesin.
Belki ruhu huzura kavuştu evet, belki 10 sene sonra ölümünü çok rahat anacağız, evet ama bugün değil.
Michael Jackson koluna gençliğimi de taktı moonwalk yapıp giderken.
Gerçek neverland orasıdır belki ne dersin M.J?

Ruhu huzur bulsun...

11 Haziran 2009 Perşembe

Giden günlerim...

Akşam henüz çökmüştü.
Ağdalı kelimelerin de, günlük, sıradan selam sabahların da bittiği saatlerdi.
Kendimize döndüğümüz saatler.Kadının elinde rakı kadehi vardı.
Tüm şu "şarap"lı bohem hikayelerin aksine rakı içiyordu. Gözleri cin gibiydi ama.
Çakırkeyf gibi değil. Bir kadın kararını verdiğindeki gibiydi gözleri.
Çekinmez, çakmak çakmak...
Televizyon açıktı, sesi kısık. Kutular açılıyordu bir yarışmada, sahte sahte seviniliyordu. Ne garip diye düşündü kadın. Ne garip şu dünya...
Adam henüz girmişti eve, üşümüştü belli ki. "Pamuklu pijamalarını giyecek" diye düşündü kadın. Onu doğrular gibi pamuklu pijamalarıyla geldi adam salona.

Birden "Bitti" dedi kadın.
"Ne bitti?" dedi adam, anlamazdan gelmeye çalışıp...
"Bitti", işte anladın" dedi kadın. Ağzından nasıl böyle fütursuz, böyle duygusuzmuş gibi çıkan söze şaşarak. Yıllar süren bir sessizlik oldu.
"Başkası mı var?" dedi adam, çökkün..
"Evet" dedi kadın.

Rakı bardağını masaya bıraktı. Anahtarlarını kapıp dışarıya attı kendini. Biliyordu son bir kez baksaydı eğer, baksaydı bitmeyecekti.
Başkası var demeseydi adam ondan asla vazgeçmeyecekti. "Yine heyheyleri geldi." diye düşünüp bir ay sonra yeniden ve yeniden başlayacaklardı.
Kadının aslında direnci yoktu, yalan söylemek zorundaydı. Hayatında ilk kez kendini düşünüp yalan söyledi kadın.
Sahile inen merdivenlerin başına oturdu kadın.

Denize baktı,
Ağladı, ağladı....
Ağladı...

10 Haziran 2009 Çarşamba

Yaz Geliyor...

Çocukluğumda ne çok severdim yaz mevsimini...

Kırmızı bir bikinim vardı, hayal meyal hatırlıyorum.
Yaz demek, deniz demekti.
Yaz demek tatil demekti.

Boğazlarımın, hani şu sürekli ağrıyan boğazlarımın bir üç ay kadar rahat vermesiydi.

İnsan geçen yılını arıyor diyorum da, benden büyükler azıcık kaş çatıyor, kızıyorlar.
Geçmişte yaşamıyorum elbette. Keşke meşke de demeyeceğim ama...
Özlüyorum yazı bir şenlik gibi iple çektiğim günleri.

Şimdi yaz demek,
Hatıralarımda kalan bir çınar gölgesine sığınmak sadece.
Ataköy, denizin dibi, kocaman bir çınar ağacı...
Okey oynayanların taş şıkırtısı, huzur...

Şimdi yaz demek, mazi sadece...
Denizi özledim ve kırmızı bikimi de...