
- Gitme...
- Afedersin anlayamadım??
- Gitme işte..gideceksen hiç gelme. Söz ver.
- Söz.
Sanırım unutmak Tanrı'nın verip verebileceği en büyük hediyeymiş insana. Hatırlamak ise azap verici çoğu an. İnsanlar geliyorlar, insanlar geçip gidiyorlar ömrümüzden. Kal dediklerimiz, gitme dediklerimiz, el salladıklarımız oluyor hep ardından.
Beni uzaktan tanıyanlar çoğunlukla gamsız, dertsiz, kedersiz, kop kop biri sanıyorlar. Çoğu zaman da öyle sanmalarını ben arzuluyorum. Oysa yüreğim ellerimde yer yer yırtılmış, eprimiş ipek bir kumaş. Görülmesin diye yırtıklar, ellerimle yamıyorum.
Bir gün bir bakıyorum "güven" le, zamanla, biri gelip dikmeye başlamış alttan, bir zaman sonra bir bakıyorum giderken daha çok yırtmış. Verdiğim her sözle, verilen her sözle, her yürek emanetiyle sağlamlaşıyor, tutamadığım, tutulmayan her sözle inceliyor.
Zor bir kadın mıyım? Bilmiyorum, belki. Sıkıntılyım, kafam bozukken hakikaten çekilmiyorum. Peki kolay insan var mı ki? Dürter dürtmez beyaz gömleğine rağmen saçılan nar gibi? Yok..
Herkes elinde iğne-ipliğiyle kumaşını tamir edecek birilerini arıyor.
Herkesin yamaları, çocukluk acıları, yırtıkları var.
Herkes gece olunca belki yıldızlara bakıp aynı şeyleri istiyor.
Herkes birbirinin hayatından gelip geçiyor, biraz öğrenerek, biraz öğreterek, biraz acıyıp, biraz acıtarak.
Herkes kadar kolay ve herkes kadar zor olduğumu anlamam kolay olmadı.
Şimdi yine dikiliyor kumaş, bu sefer daha renkli bir iplikle ama.
Herkes kadar renkli...
