22 Mart 2010 Pazartesi

Gülümse, bugün geriye kalan ömrünün ilk günü! :)


Tanrı kimseye kaldıramayacağı kadar yük yüklemez..miş miş miş. Bu sözü kim söylediyse -ki bizatihi Tanrının kendisi olmadığına çok eminim- halt etmiş. 30 yılcık kadar bir tecrübeyle söylüyorum ki külliyen yalan. Aksine özellikle de 2000 yılından sonra, insanların dehşet yüklerle boğuştuğunu düşünüyorum.

Sadece ben değil yani, tüm insanlık. "KIYAM" et, ya da kıyam kavramının tam da karşılığını yaşadığımız günler bence bu aralar. Ara dediysem onyıllar boyu :) Bilinen kıyamet kavramının aksine, (bkz: kıyamet alametleri) insanların hem özel hayatında, hem toplumsal olarak kaosa gireceği günler bizi bekliyor. Hoop ben de oldum şimdi kıyamet habercisi ama hislerim böyle.

Gerçek kıyam ise kaosun içinden sükunetle çıkabilmek. Elbette yaşamda delireceğimiz noktalar oluyor, olacaktır da. Bir derviş sükuneti değil bahsettiğim. Bahsettiğim sadeleşmek, yüklerden arınmak, ruhunu dinlendirebilmek.

Yaşadığım fevkalade kötü 8 ayın ilk 4 ünü saymazsak 4 ayı ruhumu dinlendirmeye uğraşarak geçti. Öyle ya da böyle bir şey yaşanmışı ve kaos ortamı hakimdi. "Ben yapabildiysem herkes yapar." adamcıklarından tiksiniyorum, o yüzden bu cümleyi sarfetmeyeceğim. Herkes gibi katıksız acı çektim ben de.

Acı öyle bir kavram ki bir kez yerleşti mi hayatınıza, kendinizi yüzüp yüzüp karaya bir türlü yaklaşamayan biri gibi hissediyorsunuz. Acı büyük bir ruhsal yük. Tavsiye verebilecek durumda değilim ama yüzdüğünüz halde yaklaşmıyorsa kara, girdiğiniz tünelin ucunda ışık yoksa zorlamayın.

Zorlarsanız kırarsınız kendinizi her an daha fazla. Sırtınıza binen yüklere alışmayın. Bir süre sonra insan o yükleri kendisi gibi benimsiyor. Yapmalıymış gibi. Aksi mümkün değilmiş gibi.

Ertelemeyin. Dilerim ki toparlanmanız gereken bir konu varsa benimki kadar uzun sürmez. Dediğim gibi benimki aralıksız, keskin ve net bir acıydı. Toplamam zaman aldı. Siz isterim ki yaşamayın. Ruh sağlığınızı bozacak, sizi sizlikten çıkaracak işler, kişiler, uğraşlarla ömür tüketmeyin.

Annemin bir lafı vardır. Boşluk açmazsan, yeri dolmaz. Sürekli neden hayatımız düzelmiyor, neden yeni bir işim, eşim, dostum olmuyor diye hayıflanıyorsanız bu satırlar tam da size göre aslında. En çok hayıflananlardan biri olarak diyorum ki, hayatınızı bilgisayarınız gibi düşünün. Geri dönüşüm kutusunu boşaltmazsanız, geçmişi arada bir silmezseniz, çerezleri temizlemez ve hor kullanırsanız, hatta vakti gelince format atmazsanız o hayat ne olur?

Çat! Bir gün gelir durur. Hayatınız ellerinizde, oynayın onunla. Belki de oyunun amacı, gerçekten kim olduğumuzu öğrenmek. Belki de en fazla kim olabildiğimizi.

Ayağa kalkın, dışarı çıkın, nefes alın.
Gülümseyin, bugün geriye kalan ömrünüzün ilk günü :)

8 yorum:

POLLYANNA dedi ki...

Polyanna, bunu cok begendi ve yapilmasi gerekene sonuna kadar katiliyor :)

betty puf puf dedi ki...

Teşekkür ederim Pollyanna :)

Adsız dedi ki...

Başakcım, herkes başına geleni bir şekilde yaşıyor, ona katlanıyor o doğru..yani bir nevi kaldıramayacağımız yük yüklenmemiş oluyor da, kaldırıyoruz diye bu kadar yüklenilmez ki!!:) İnsan kaldırıyor da bel de sakatlanıyor o arada. Çeken bilir, bel bir kere sakatlandı mı ömür boyu sızlar durur!! Bu arada ben Arzu, Başakcım:)

betty puf puf dedi ki...

Arzucum evet, fıtık diye bir gerçek var. Birisi yukarıya bunu hatırlatmalı :)))

mena. dedi ki...

okdr güzel anlatmışsın ki dicek hiçibşi bulamadım sadece beğendim diyebiliyorum.. :)

betty puf puf dedi ki...

Teşekkür ederim efem :)

Ful yaprakları dedi ki...

çok doğru son yazılarım hepo bu konu üstüne kurulu benim de okumanı tavsiye ederim,
annen çok haklı boşluk açmazsan yeri dolmaz,
=))

ilker dedi ki...

Herkesin fikir sahibi oldugunu dusundugunden hakkinda birseyler yazdigi cok kliselesmis birseyi o kadar guzel anlatmissin ki.
Gercekten cok begendim bu yazini .

Harika !