8 Temmuz 2008 Salı

Travmatik prensesler


Tuhaf bir biçimde terk etmiş babaların travmatik küçük kızları olarak kalıyoruz biz hayatta. Annelerinin prensesleri, babalarının kimbilir neleri…

_____

Tatile giderken aklımda “red kit” in “lonesome cowboy” introsu çalıyordu. Tatil dediysem askerdeki hava değişime benzettim bu tatili döndükten sonra. Evet, harika bir hava değişimiydi zira denize girmem ve dahi güneşle muhatap olmam yasaktı. Doktor amcaların sözünden parmaklarımı sularda gezdirerek çıkmış olsam da, kafalardaki tatil kavramını yıktığımdan eminim :)

Bebekliğimden beri denize aşık bir insandım ben. Öyle ki sabah suya at, akşam dönüşte al. Şimdi ise suya sadece karşıdan bakıp

“aktif sabır” denen şeyi yaşamayı b1re b1r öğrendim.



Denize hala aşığım ve biliyor musunuz, denizin inanılmaz bir gücü var üzerimde. Sakinleştirici, sevimli…Sulara dalsam sanki tüm hücrelerim iyileşecekmiş gibi…Korkmasam yapardım belki…

“Aktif sabır” tatil köyünün en sakin “sakin” i olarak temizlemeye çalıştım bunca zamandır kendimi. Ruhumu iskeleye çektim, yıkandım bir güzel. Şimdi öyle güzel bir boşluk var ki içimde. Yeni bir sayfayı çevirmek üzere gibi.

Yazdıklarını sevmek gibi, içine sinmek gibi..

Yaşadığım her şey, sevdiğim ya da sevmediğim herkes -ki insanları sevmekte hatırı sayılır şekilde zorlanan biriyim- o iskelede bir şekilde bana rüzgar oldular, tekrar açılabilmem için.

“Ben” cephesindeki sevindirici şeylerden biri de kendim hakkında epeyce konuyu çözümlemem oldu. Çözmek ile çözümlemek arasında dağlar var elbette ama başlangıç da güzeldir değil mi :)

Çekip giden babaların travmatik, geride kalan annelerin ise prenses kızları sendromunu kendimce çözümledim Tatilde güzel sulara bakarken. Bir ilişkide dikiş tutturmadaki Başarsızlığımızın anahtarı genelde şöyledir bizim.

-ya beni sevmezse..

Bunca zamandır kendimi sevmeye çalışarak bunu çözeceğimi sanıyordum ki epeyce başardım da aynalara gülümsemeyi. Ne kadar güzel ya da çirkin olduğunuz önemli değildir bu konumda. Sadece –ne olursa olsun- sevilmeme saplantısı vardır.

Şimdi de aynanın şu yüzünü gördüm.

Biz travmatik prensesler “ya beni sevmezse” dediğimiz kadar “ya beni severse” durumundan da ölesiye korkuyoruz.

Hayatta hiçbirşey tek yüzlü değil çünkü. Ya sevmezse yüzünün astarı, bir nevi negatifi olarak karşımıza çıkan bu durum aslında bizi diğer şıktan daha çok korkutuyor.

Çünkü bilmiyoruz.

Sevmeyi bilmiyoruz.

Göstermeyi bilmiyoruz, çuvallıyoruz ve evet gerçekten sevmek aşkın aksine öğrenilebilen bir şey, bir yetenek aslında.

Bilmediğimiz için, kontrol edebilmek adına baştan çerçeve çiziyoruz, sevgililerimize ya da arkadaşlarımıza hatta ailemize.

Nasılsa gidecek, nasılsa terk edecek, nasılsa boşanacağız, nasılsa beni yeterince sevmeyecek, nasılsa ona yetmeyeceğim, nasılsa onu mutsuz edeceğim, nasılsa bıdıbıdıbıdıbikbikbik….

Dışarıda dolaşan o prenseslerin altın taçları altındaki tek gerçek bu! Şok :)

Gerçekten sevmeyi karşısındakini kıskaca almak ya da tamamen salıvermek olduğunu, ilişkinin kaderini baştan görebildiğini sanan minik kontrol hücrelerimizi susturduğumuzda – ki en büyük kişisel devrimlerden biridir içindeki lüzumsuz bikbikleri susturmak- gerçekten huzurla baş başa kalıyoruz.

İşte şu an, tatilden sonra yaşadığım boşluk duygusunun tam tarifi. Huzur .

Yıllar önce bugünkü halimi görmüştüm rüyamda çok tuhaf. Belki inanmazsınız aynaya bakıp saçlarımı tarıyordum ve aynı bu duygu vardı içimde. Daha önce yaşamadığımdan dolayı adlandıramıyordum bir türlü. Şimdi düşünüyorum acaba büyümek böyle bir şey olabilir mi? İnsan büyür mü her yaşta ve ne zamana kadar sürer, durmaz mı…bir şeyleri öğrendiğin her an büyümüyor mu aslında insan.?

Başladım, yeni bir sayfaya. Elimde gısgıcır boya kalemlerim. Siyah beyaz olmasın istiyorum yeni sayfam ve korkmayayım artık sevmekten. Sevilmekten de…

Başladım, yeni bir sayfaya ve bu sayfada adam gibi sevmeyi öğreneceğim, cesur olarak, çiziklerime berelerime aldırmadan.

Herkeste olduğunu öğrendim çünkü. Herkeste var birkaç sevda yanığı.

Başladım, yeni bir sayfaya ve Tanrının yaşam gücünü hissediyorum yeniden. Yüzüme vuran güneşi elimle gölgelemiyorum.

Başladım yeni bir sayfaya ve eğilip denizden bir avuç su çarptım yüzüme. Tuzlu su yanaklarıma değdi ve düzeltti ruhumu, sevdi…

Ve şimdi 28 yaşımda, öğrenmeye başladım gerçekten sevmeyi…

Ve şimdi başladım gerçek nefesimi almaya.

Başladım……………….


6 yorum:

Murat dedi ki...

Yüzüne çarptığın bir avuç su geçmişteki tüm yaralarını, aldığın darbelerini kendi gibi alıp götürür umarım. Kaybedi$imizin nedeni belkide umursamamazlık, içi pıtır pıtır can dolu, önce sen sonra ben $eklinde dü$ünen bir insanın dahi kaybetmeyi ba$arması sonucunda aklıma ba$ka bir neden gelmiyor. Bizim değil, karşımızdakinin umursamazlığ. Sanırım doğru zamana gelene kadar, vakit bizim için i$lemeye ba$layana dek, aldığımız derslerden olu$an, yazarı biz olan kitapçıkları karıştırıp pi$meyi ba$armak. Esen her rüzgar yüzünü ok$asın betim, güne$ her doğu$unda senin için doğsun ve birsürü mutluluklar senin olsun :-)

Tod or not Tod dedi ki...

İyi ki doğdun canimu...

Rüyacı dedi ki...

"Tanrının yaşam gücünü hissediyorum yeniden." --> Hayır hayır bu aslında senin kendi gücün.
" Belki inanmazsınız aynaya bakıp saçlarımı tarıyordum ve aynı bu duygu vardı içimde. Daha önce yaşamadığımdan dolayı adlandıramıyordum bir türlü" --> Bu ise, zaten bunun olacağını daha önceden bildiğinden böyle...

betty puf puf dedi ki...

"En El Hak" zaten :)

ilham perisi dedi ki...

O kadar çok şeye değinmişsin ve o kadar güzel anlatmışsın ki,kendimden parçalar bularak okudum.Şimdi hangi noktasına parmak basayım ben.Hepsine basıyorum be renkli boya kalemlerinle birlikte hep iyi ol diyorum.Sevgiler...

prettyinpink dedi ki...

öyle tuhaf hislere kapıldım ki okurken.. senin için çok iyi, ama benim ruhumda henüz yüzleşme gücünü kendimde bulamadığım yerlerim gibi göründü "babasız kızlar balosu" kısımları, yüzümü çevirdim. belki ben de 28 i tamamladığımda düşünebilir ve sıyrılabilirim bunlardan..

bir yandan da başkasına tavsiye verir yahut başkasının hayatını okurken ne kadar duru görünüyor her şey. şunları okurken ciddi bir mentol ferahlığı dalga dalga geçti içimden misal, "oh birisi daha kurtuldu" dedim; ama kendimle ilgili kısımlarını görmezden geldim. geliyorum ya da şimdilik..

öyle işte.

içim kıyıldı lan sabah sabah jfdgjkhdfs